Stockholm Sendromu

Stockholm Sendromu

Bugün Stockholm Sendromu konusuna değinmeye karar verdim. Seçim yasaklarına saygılı olduğumdan, “siyasi olmayan” bir yazı olsun istedim. Konu hakkındaki bilgiler internetten derlenmiştir. İsteyen, https://www.e-psikiyatri.com/stockholm-sendromu-nedir adresinden daha fazla bilgiye ulaşabilir. 

“Stockholm Sendromu, bireyin kendisini rehin alan kişiye karşı duyduğu empati ve sempati durumudur. Bu durum rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanmasına neden olur ve bu duygusal bağlanma birçok sonuç doğurur.”

“Birlikte geçirilen zamanın sonucu olarak bir rehinenin kendisini rehin alan bireye, yani zanlıya, duygusal açıdan bağlanması zanlıyı anlamakla başlar. Tüm bu süreci hayatta kalma içgüdüsü yönetir.”

“Rehinenin şiddete maruz kaldığı şartlar altında gelişen bu olayda rehine ölümle burun buruna geldiği halde bile zanlı tarafından gelen en ufak bir kibarlık belirtisi rehineyi ciddi bir anlamda etkileyip olumlu duygular geliştirmesine sebeb olabiliyor. Bu olumlu duygular da  hayatta kalma içgüdüsüne bir sinyal olur ve rehine bu duygulardan beslenmek için kendisini zanlıya daha da yakınlaştırır.”

“Rehine, kendini zanlının yerine koyup zanlının davranış biçiminin nedenlerini anlamaya çalışır. Hatta bir saaten sonra  zanlıyı o kadar iyi anlar ki, ona  hak vermeye başlar, ve ona karşı sempatisi daha da artar.”

“Sağlıklı düşünceden tamamen uzak olan rehine sadece fiziksel değil zihinsel olarak da tutsaktır artık.”

“Dış dünyadan tamamen kopmuş vaziyette olan rehinenin zanlıya olan bağımlılığı epeyce artar. Elinden alınan özgürlüğünü tamamen unutmuş haldedir ve artık zanlının ona şiddet uyguladığının bile farkında değildir.”

“Şiddet ortamı yaratıp bu ortam içerisinde iyi davranan zanlı, rehineyi kendisine haps eder ve artık rehineye göre zanlı rehinenin hayatını tehlikeye sokan biri halinden çıkar. Rehinenin zanlıya yakınlaşmasına ya da onun davranışlarını taklit etmesine, yani bir nevi zanlıya dönüşmesinin yolu açılır. Rehine ile zanlı işbirliği zemini hazırdır.

“Böylesi şiddet ortamında  gösteriş için ufak bir iyiliği bile minnet duygusu ile karşılayan rehine olayın mağduru olduğu değil, güçlü bir öznesi olduğu yanılmasına kapılır ve şiddeti reddeder.”

“Olayı zanlının gözünden gören rehine zihinsel ve fiziksel hapsoluşunun farkında olmayıp ve zanlının ihtiyaçlarını karşılamasını görevi olarak kabul eder. Öfkenin retti sürecini itaat eden bir ‘ortak’ olarak yaşar.

Tüm bunları yaparken de ilk başlarda zanlıya olan öfkesini kendisine yönlendirir ve bunu hiç fark etmeden yapar. Rehine artık kendisine öfkelidir.”

“Zanlıyı bu koşullar altında iyi birisi olarak tanımlayabilir ve kendisini öldürmediği, hatta öldürmediği için kurtardığını bile düşünebilir.”

Kaynak: Stockholm Sendromu – Niyazi Kızılyürek